SEO, Performans Pazarlama, Dönüşüm Optimizasyonu

Takip Etmemeniz Gereken 5 Pazarlama Tavsiyesi

Takip Etmemeniz Gereken 5 Pazarlama Tavsiyesi

   

İnternette birçok dijital pazarlama blogu ile karşılaşabilirsiniz. İnsanlar bu konuda uzman olmasalar bile dijital pazarlama ile ilgili yaşadıkları en iyi tecrübeleri bloglarında paylaşırlar.

Paylaşılan her bilgiyi kullanmak ve kendi işinizde uygulamak çok da mümkün olmayabilir. Hangi tavsiyenin güvenilir olduğuna ve hangi ipuçlarının çok da gerekli olmayacağına nasıl karar veriyorsunuz?

2017’de kesinlikle takip etmenizi tavsiye etmediğimiz pazarlama tavsiyelerini sizler için bu makalede derledik. Bu hatalardan kaçınarak pazarlama bütçenizi daha fazla optimize edebilirsiniz.

1 – Her sosyal ağı aktif bir şekilde kullanın!

Sosyal medya online pazarlamanın önemli bir parçası. Markanızı tutundurmak ve hedef kitlenize ulaşmak için size muhteşem fırsatlar sunar. Fakat birçok kişide tüm sosyal ağlarda olmak zorundaymışsınız gibi büyük bir yanlış kanaat oluşmuş durumda.

Her sosyal medya, her iş için uygun olmayabilir. Size en uygun olan sosyal ağları belirleyin ve gereksiz yere hepsinde yer alarak zamanınızı ve paranızı boşa harcamayın.

Bir örnekle somutlaştıralım. İstatistikler, Pinterest kullanıcılarının %85’inin kadınlardan oluştuğunu gösteriyor. Dolayısıyla hedef kitleniz eğer 50 yaş üstü adamlarsa Pinterest sizin için bir anlam ifade etmeyecektir. Her ne kadar işiniz moda ya da güzellik odaklı olup Pinterest’teki varlığınızı ifade edecek birçok yöntem olsa da farketmez. İşe yaramayacaktır.

En iyi etkileşim alabileceğiniz sosyal ağları tespit ederek işe başlayabilirsiniz. Diğer yandan Facebook ve Twitter çok geniş bir üye kitlesine sahip olduğu için buralardan başlamak için belki iyi bir seçenek olabilirler.

Kendinize sorun: Hedef kitlem nerede? Nerelerden bilgi edinmeye çalışırlar? Bunu en iyi siz belirleyebilirsiniz. İşinizi sizden iyi kimse bilemez. Araştırıp size en uygun olan sosyal medya ağlarını tespit etmelisiniz.

 

2 – eMail pazarlaması öldü.

“eMail pazarlaması artık bitti.” Eminim ki bunu daha önce birçok kişiden mutlaka duymuşsunuzdur. Birçok insan bunu yıllardır söylüyor. Bu konuda birçok tartışmalara şahit oluyoruz. Kimisi eMail pazarlamasının yeniden eski günlerine döndüğünü iddia ederken kimisi ise tamamen bittiğinden falan bahsediyor.

Gerçek olan ise, eMail pazarlaması asla bitmez. Aslında, dijital pazarlamacılar eMail pazarlamasını kişiye özel hale getirdikçe, bilakis gelişen bir pazarlama aracına dönüşmektedir. Buradaki anahtar fikir, kişiselleştirilmiş eMailler göndermek.

Yapılan araştırmalara göre, segmente edilip kişiselleştirilmiş eMail pazarlaması ile dönüşüm oranını %58’e kadar arttırabilirsiniz. Müşterileriniz ya da ziyaretçileriniz ile daha fazla etkileşim için hoşgeldiniz mailleri, sepet kurtarma mailleri ve daha fazlasını kullanabilirsiniz.

Burada eMail pazarlamasının hala ne kadar etkili olduğunu gösteren birkaç istatistik paylaşmak istiyorum;

  • eMail pazarlaması satışların %25.1’ini oluşturarak Black Friday’in en büyük pazarlama mecrası oldu. (Kaynak: Custora)
  • Dijital pazarlamacıların %89’u talep üretmek için en iyi kanalın eMail pazarlaması olduğunu söylüyor. (Kaynak: Mailigen)
  • Terkedilmiş sepetlerle ilgili atılan eMail bildirimlerinin açılma oranı %40.5. (Kaynak: HubSpot)

 

3 – Bir eMail datası satınalın!

eMail pazarlaması yapmak için data satın almak, kendi eMail datanızı oluşturmaktan çok daha kolay, bu doğru. Fakat bir düşünün; satınaldığınız data daha önce şirketinizi hiç duymadı. Dolayısıyla mailinizi neden açsınlar ki?

Sık sık mesajınız spam olarak işaretlenecek ve marka imajınızı olumsuz yönde etkileyecektir. eMail pazarlaması için boşuna harcanılan bütçe ise cabası…

eMail pazarlamasında en iyi yol, sizi bilen ve sizden gerçekten birşeyler duymak isteyen kitleye mail göndermek olacaktır. İşinize yarayacak çok iyi bir eMail listesi oluşturmak için tabiki birçok seçeneğiniz var. Mesela eBültenleriniz için özel bir landing page tasarlayarak işe koyulabilirsiniz. 

Site ziyaretçilerinize bir kampanya ya da bir teklif sunarsanız eğer büyük bir ihtimalle eBülten abone kaydı yapacaklardır. Diğer bir kanıtlanmış taktik ise ziyaretçilerinize ücretsiz birşeyler sunarak eBülten aboneliğine teşvik etmek olacaktır. Yeter ki sunduğunuz şey, hedef kitleniz için bir değer ifade etsin.

 

4 – Kişiselleştirmeyin!

Bu şimdiye kadar duyabileceğiniz en kötü pazarlama tavsiyesi olabilir.

Müşteriler kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimini çok severler. Bir kafeye ya da markete girdiğinizi düşünün ki size isminizle hoşgeldiniz diyorlar. Bundan kim hoşlanmaz ki? Muhteşem bir kullanıcı deneyimi sağlamak için unutmamanız gereken en önemli nokta her müşteri adayınıza kişiselleştirilmiş bir web deneyimi yaşatmak olmalıdır.

Anasayfanızda tamamen kişiye özel dinamik içerikler ve mesajlar sunabilirsiniz. Mesela, bir ziyaretçinin sitenize nasıl girdiğine bağlı olarak coğrafi hedefleme, konuma göre hedefleme, ya da trafik kaynağına göre hedefleme yapabilirsiniz. Bu konuda kullanılabilecek birçok yazılım var.

Kişiselleştirmeyle, müşterinizin önceki satınalmasına göre ürün tavsiye edebilirsiniz ya da ileri düzey kişiselleştirilmiş mail atarak etkileşimini arttırabilirsiniz.

Örneğin, bir eTicaret sitesine girdiğinizi varsayalım. Birkaç şey sepetinize eklediniz fakat satınalmadan ayrıldınız. Bir popup, indirim isteyip istemediğinizi sorar. Eğer sevdiğiniz bir marka ya da ürün ise mail adresinizi bırakırsınız. Ve ertesi gün bir mail alırsnız;

“Merhaba Emre,

Sepetinizde 3 ürün sizi bekliyor. Ürünlerinizi sizin için rezerve ettik. Eğer sizin için rezerve ettiğimiz ürünlerinizi bugün gelip alırsanız kargonuzu biz karşılayacağız.”

Görünen o ki, bu tip sepet kurtarma maillerinin açılma oranları %40.5 civarında oluyor. Sizce Amazon ve Netflix gibi devlerin de kişiselleştirilmiş pazarlama çalışmaları yapmaları bir tesadüf olabilir mi? Mesela, Netflix, tarama geçmişine bakarak her kullanıcı için bir profil tasarlar. Ve onlara kısa süre önce izledikleri filmleri sunar. Ayrıca ilgilerini çekebilecekleri 10 filmi profillere göre tavsiye ederler.

 

5 – SEO’ya zamanınızı boşa harcamayın!

Google’da yalnızca 1 yılda en az 2 trilyon arama yapılır. Şimdi, düşünün ki hergün kaç insan sizin servisinizi ya da hizmetinizi Google’da arıyor? Ve bunlardan kaçı sizin sitenizi bulabiliyor? Eğer bilinen bir marka değilseniz, bu okyanusta boğulma riskiniz malesef çok yüksek.

Şimdi birkaç önemli bilgi paylaşalım. İnsanların neredeyse %75’i Google’da aradıklarını bulamadıklarında yeni bir anahtar kelime yazıyorlar. Ve sıralamada ilk 3 sonuç toplam tıklamanın %60’ını alıyor.

Bazı önemli istatistikleri paylaşalım:

  • eTicaret sitelerine, Google arama, sosyal medyadan 10 kat daha fazla trafik çekiyor. (Kaynak: Search Engine Land)
  • Dijital pazarlamacıların %66’ı SEO’nun gelişimini ve buna bağlı olarak organik trafiğin artmasını en öncelikli pazarlama çalışması olarak görüyorlar.

(Kaynak: HubSpot)

Sonuç

Umarız yazımızda verdiğimiz bilgiler işinize yarar. Yukarıda bahsettiğimiz 5 maddeden kaçınarak, oyunda daima bir adım önde olabilirsiniz. Özetleyelim;

  • 2017’de sizin için en uygun olan sosyal medyaların hangileri olduğunu mutlaka belirleyin. 
  • Güvenilir bir eMail datası inşa edin ve hoşgeldiniz mailleri, sepet kurtarma mailleri ve diğer kişiselleştirilmiş mailler gönderin.
  • Sakın bir eMail datası satın almayın. eMail pazarlaması bütçenizi boşa harcamayın.
  • SEO konusunu asla esgeçmeyin. 

 

http://www.www.kozadigital.com/blog/takip-etmemeniz-gereken-5-pazarlama-tavsiyesi

 

 

TEKLİF İSTE